Ağız Kanseri

Ağız Yüz Ve Çene Cerrahisi
Halk arasında: Oral Kanser, Oral Karsinom

Ağız kanseri, ağız ve dudak bölgesinde görülen kötü huylu tümörlerdir. Belirtileri 2 haftadan uzun süren yaralar, lekeler ve yutma zorluğudur. Tütün, alkol, HPV ve güneş risk faktörlerindendir. Tanı biyopsi ile kesinleşir; tedavide cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi uygulanır. Erken teşhis tedavi şansını artırır. Düzenli diş hekimi kontrolü ve risklerden kaçınma önemlidir. 2 haftadan uzun süren şikayetlerde vakit kaybetmeden hekime başvurulmalıdır.

Ağız Kanseri Nedir?

Ağız kanseri, ağız boşluğunu oluşturan dokularda gelişen kötü huylu tümörlerdir. Dudaklar, dilin ön üçte ikisi, diş etleri, yanakların iç yüzeyi (yanak mukozası), ağız tabanı, sert damak ve yirmi yaş dişlerinin arkasındaki bölgede görülebilir. Ağız kanserlerinin %90'ından fazlası, ağız içini kaplayan ince hücrelerden köken alan yassı hücreli karsinomdur.

Ağız kanseri, baş-boyun kanserlerinin en sık görülen türüdür. Genellikle 50 yaş üzerinde görülür ve erkeklerde kadınlara göre daha sıktır. Ancak son yıllarda gençlerde ve sigara içmeyenlerde de görülme sıklığı artmaktadır.

Ağız kanseri erken dönemde fark edildiğinde tedavi başarısı çok yüksektir. Ne yazık ki başlangıçta genellikle ağrısız olduğu ve basit bir yara ile karıştırıldığı için çoğu hasta ileri evrede başvurur. Bu nedenle ağızda iki haftadan uzun süren ve iyileşmeyen her yara, leke veya şişlik mutlaka bir hekim veya diş hekimi tarafından değerlendirilmelidir.

Nedenleri ve Risk Faktörleri

  • Tütün kullanımı: Sigara, pipo, puro, nargile ve özellikle dumansız tütün ürünleri (çiğneme tütünü, enfiye, maraş otu) en önemli risk faktörüdür. Maraş otunun ağızda tutulduğu bölgede kanser gelişme riski belirgin şekilde artar.
  • Alkol: Düzenli ve yüksek miktarda alkol tüketimi riski artırır. Sigara ve alkolün birlikte kullanılması riski katlanarak artırır.
  • İnsan papilloma virüsü (HPV): Özellikle HPV-16, dil kökü ve bademcik bölgesi kanserleriyle (orofarenks kanseri) ilişkilidir; ağız boşluğu kanserlerinde de rolü olabilir.
  • Güneş ışığı: Uzun süre korunmasız güneşe maruz kalmak, özellikle açık havada çalışanlarda alt dudak kanserine yol açabilir.
  • Kötü ağız hijyeni ve kronik tahriş: Kırık ve keskin dişler, iyi oturmayan protezlerin yıllarca aynı bölgeye sürtünmesi.
  • Beslenme: Sebze ve meyveden fakir beslenme.
  • Bağışıklık sisteminin zayıflaması: Organ nakli sonrası bağışıklık baskılayıcı ilaç kullanımı, HIV.
  • Bazı kalıtsal hastalıklar: Fanconi anemisi gibi.
  • Betel cevizi çiğneme: Güney ve Güneydoğu Asya'da yaygın olan bu alışkanlık önemli bir risk faktörüdür.
  • Daha önce baş-boyun kanseri geçirmiş olmak

Kanser Öncüsü Lezyonlar

Ağız kanserlerinin bir kısmı, önceden var olan ve kansere dönüşme potansiyeli taşıyan lezyonlardan gelişir:

  • Lökoplaki: Ağız içinde silinerek çıkarılamayan beyaz plak veya lekeler. Çoğu iyi huyludur; ancak bir kısmı zamanla kansere dönüşebilir.
  • Eritroplaki: Ağız içinde kırmızı, kadifemsi lekeler. Kansere dönüşme riski lökoplakiye göre çok daha yüksektir.
  • Oral liken planus: Ağız içinde beyaz dantel benzeri çizgiler veya kırmızı aşınmalar şeklinde görülen kronik iltihabi bir hastalıktır; düşük de olsa kanser riski taşır ve takip gerektirir.
  • Oral submuköz fibrozis: Betel cevizi kullananlarda görülen, ağzın açılmasını kısıtlayan sertleşme.
  • Aktinik keilit: Güneşe bağlı alt dudakta kuruluk, pullanma ve renk değişikliği.

Bu lezyonların erken fark edilmesi, biyopsi ile değerlendirilmesi ve düzenli takibi, kanserin önlenmesi veya çok erken evrede yakalanması açısından hayati önem taşır.

Belirtileri Nelerdir?

  • İyileşmeyen ağız yarası: İki haftadan uzun süren, kenarları kabarık veya sert olabilen yara. En sık belirtidir.
  • Ağızda beyaz veya kırmızı lekeler
  • Ağız içinde, dudakta veya boyunda şişlik, kitle veya sertlik
  • Açıklanamayan ağız içi kanama
  • Dil, dudak veya ağız içinde uyuşma veya his kaybı
  • Ağız ağrısı veya kulağa yayılan ağrı
  • Çiğneme, yutma ve konuşmada güçlük
  • Dili hareket ettirmede veya çeneyi açmada zorluk
  • Nedensiz diş sallanması veya protezin aniden uyumunun bozulması
  • Boyunda ele gelen, ağrısız lenf bezi büyümesi
  • Ses değişikliği, kilo kaybı ve ağız kokusu

Erken dönemde ağız kanseri genellikle ağrısızdır. Ağrı yokluğu, yaranın masum olduğu anlamına gelmez.

Tanı Nasıl Konur?

  • Ağız ve boyun muayenesi: Hekim veya diş hekimi ağız içini, dili, ağız tabanını ve boyundaki lenf bezlerini dikkatle muayene eder.
  • Biyopsi: Şüpheli bölgeden küçük bir doku örneği alınarak patolojik inceleme yapılır. Kesin tanı yalnızca biyopsi ile konur.
  • Görüntüleme yöntemleri: Tümörün yaygınlığını ve evresini belirlemek için BT, MR, boyun ultrasonu ve PET-BT kullanılır. Çene kemiğine yayılım için panoramik röntgen veya BT çekilir.
  • Endoskopi: Boğaz, gırtlak ve yemek borusunda eş zamanlı ikinci bir tümör olup olmadığını değerlendirmek için yapılabilir.
  • HPV testi: Özellikle orofarenks tümörlerinde.

Tümörün büyüklüğü, lenf bezlerine yayılımı ve uzak organlara yayılıp yayılmadığına göre hastalığın evresi belirlenir ve tedavi buna göre planlanır.

Tedavi Seçenekleri

Tedavi; tümörün yerine, büyüklüğüne, evresine, hastanın genel sağlık durumuna ve tercihine göre, baş-boyun kanserleri konusunda deneyimli bir multidisipliner ekip tarafından planlanır.

  • Cerrahi: Ağız kanserinde temel tedavi yöntemidir. Tümör, çevresindeki sağlıklı doku sınırıyla birlikte çıkarılır. Lenf bezlerine yayılım riski varsa boyundaki lenf bezleri de alınır (boyun diseksiyonu). Büyük tümörlerde çene kemiğinin bir bölümünün çıkarılması gerekebilir.
  • Rekonstrüktif cerrahi: Çıkarılan dokuların yerine vücudun başka bölgelerinden alınan doku, kas veya kemikle (örneğin kol, uyluk veya bacak kemiğinden alınan flepler) ağız ve yüz yeniden yapılandırılır. Bu sayede konuşma, yutma ve görünüm büyük ölçüde korunur.
  • Radyoterapi (ışın tedavisi): Erken evrede bazı tümörlerde tek başına veya ameliyat sonrası kalan kanser hücrelerini yok etmek amacıyla kullanılır.
  • Kemoterapi: Genellikle ileri evre hastalıkta radyoterapi ile birlikte (kemoradyoterapi) uygulanır.
  • Hedefe yönelik tedavi ve immünoterapi: Setuksimab gibi hedefe yönelik ilaçlar ve bağışıklık sistemini kansere karşı harekete geçiren immünoterapi ilaçları, özellikle ileri evre veya tekrarlayan hastalıkta kullanılır.

Tedavi Sonrası Rehabilitasyon

  • Konuşma ve yutma terapisi: Tedavi sonrasında konuşma ve yutma işlevlerinin yeniden kazanılması için önemlidir.
  • Beslenme desteği: Tedavi sırasında beslenme zorlaşabilir; diyetisyen desteği ve gerekirse geçici beslenme tüpü kullanılabilir.
  • Diş tedavisi ve protezler: Radyoterapi öncesinde diş muayenesi yapılması, sonrasında düzenli diş bakımı ve gerekirse özel protezler.
  • Psikolojik destek: Görünüm ve işlev değişiklikleri nedeniyle yaşanan duygusal zorluklar için.
  • Düzenli kontroller: Tedaviden sonraki ilk yıllarda sık aralıklarla takip yapılır; hastalığın tekrarlama riski en çok ilk 2–3 yıldadır.

Seyir

Ağız kanserinde başarı büyük ölçüde hastalığın evresine bağlıdır. Erken evrede yakalanan küçük tümörlerde tedavi başarısı çok yüksektir. Lenf bezlerine veya uzak organlara yayılım olduğunda tedavi daha karmaşık hale gelir ve başarı oranı düşer. Tedaviden sonra sigara ve alkole devam edilmesi hem tekrarlama hem de ikinci bir kanser gelişme riskini belirgin şekilde artırır.

Korunma ve Erken Tanı

  • Tütünün her türlüsünü bırakın: Sigara, nargile, çiğneme tütünü ve maraş otu dahil.
  • Alkolü sınırlayın veya bırakın.
  • HPV aşısı: HPV ile ilişkili ağız ve boğaz kanserlerinin önlenmesine katkı sağlayabilir.
  • Dudaklarınızı güneşten koruyun: Güneş koruyucu içeren dudak kremi ve şapka kullanın.
  • Sebze ve meyveden zengin beslenin.
  • Ağız hijyeninize özen gösterin; kırık dişleri ve vuran protezleri tedavi ettirin.
  • Düzenli diş hekimi kontrolü: Diş hekimleri ağız kanserini ve öncü lezyonları erken fark edebilir. Yılda en az bir kez kontrol önerilir.
  • Kendi ağzınızı kontrol edin: Ayda bir, iyi aydınlatılmış bir aynada dudaklarınızı, yanaklarınızın içini, dilinizin üstünü, altını ve kenarlarını, ağız tabanınızı ve damağınızı inceleyin; boynunuzu elinizle kontrol edin.

Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?

Ağzınızda iki haftadan uzun süren ve iyileşmeyen yara, beyaz veya kırmızı leke, sertlik veya şişlik, boyunda ele gelen kitle, açıklanamayan kanama, uyuşma, yutma güçlüğü ya da nedensiz diş sallanması varsa vakit kaybetmeden bir kulak burun boğaz uzmanına, ağız, diş ve çene cerrahisi uzmanına veya diş hekiminize başvurun. Özellikle sigara ve alkol kullanıyorsanız bu belirtileri ihmal etmeyin.

Acil durum: Ağızdan durmayan kanama, ani nefes darlığı, hiç yutamama veya hızla büyüyen ve nefes almayı zorlaştıran şişlik varsa beklemeden acil servise başvurun.

Ağız kanseri kulak burun boğaz ve baş-boyun cerrahisi, ağız, diş ve çene cerrahisi, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi, tıbbi onkoloji ve radyasyon onkolojisi uzmanlarından oluşan bir ekip tarafından tedavi edilir.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır; teşhis ve tedavi için mutlaka bir hekime başvurunuz.

Sık Sorulan Sorular

Ağız kanseri bulaşıcı mıdır?

Hayır, ağız kanseri bulaşıcı değildir. Ancak HPV gibi bazı virüsler cinsel yolla bulaşabilir ve ağız kanseri riskini artırabilir.

Ağız kanseri nasıl anlaşılır?

Geçmeyen yaralar, beyaz veya kırmızı lekeler, yutma güçlüğü gibi belirtilerle anlaşılabilir. Kesin tanı için biyopsi yapılması gerekir.

Ağız kanseri tedavisinde neler yapılır?

Tedavi kanserin evresine göre değişir; cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi tek başına veya birlikte uygulanabilir. Erken evrede yakalanan hastalarda tedavi başarısı çok daha yüksektir.

Ağız Kanseri ile ilgili sorunuz mu var?

Kendi durumunuzu yazın, Ağız Kanseri ile ilgilenen uzman doktorlara ücretsiz iletelim; yanıtı e-postanıza gelsin.

Bu konuda kendi sorumu sor →