Diyabetik Retinopati
Diyabetik retinopati, şeker hastalığının gözdeki retina tabakasına verdiği hasardır. Erken evrede belirti vermez, düzenli göz muayenesi ile tanınır. Bulanık görme, uçuşan lekeler, ani görme kaybı gibi belirtilere yol açar. Kontrolsüz kan şekeri, tansiyon ve kolesterol riski artırır. Tedavide diyabet kontrolü, lazer, göz içi enjeksiyonlar ve cerrahi yöntemler uygulanır. Korunmanın en etkili yolu sağlıklı yaşam ve düzenli kontrol.
Diyabetik Retinopati Nedir?
Diyabetik retinopati, şeker hastalığının (diyabet) gözün arka tabakasında bulunan ve görmeyi sağlayan ağ tabakadaki (retina) küçük kan damarlarına zarar vermesiyle oluşan bir göz hastalığıdır. Uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, retinadaki ince damarların duvarlarını zayıflatır; damarlar sızdırmaya, tıkanmaya veya anormal yeni damarlar oluşturmaya başlar. Tedavi edilmediğinde görme kaybına, hatta körlüğe yol açabilir.
Diyabetik retinopati, çalışma çağındaki erişkinlerde önlenebilir körlüğün en önemli nedenlerinden biridir. Hem tip 1 hem de tip 2 diyabeti olan kişilerde gelişebilir. Diyabet süresi uzadıkça risk artar: Diyabeti 20 yıldan uzun süredir olan kişilerin çoğunda değişik derecelerde retinopati bulguları görülür.
Hastalık erken dönemde hiçbir belirti vermez. Görme bozulduğunda çoğu zaman hastalık ilerlemiş olur. Bu nedenle diyabeti olan herkesin, şikâyeti olmasa bile düzenli olarak göz dibi muayenesi yaptırması çok önemlidir. Erken tanı ve uygun tedaviyle ciddi görme kaybının büyük bölümü önlenebilir.
Diyabetik Retinopatinin Evreleri
Proliferatif Olmayan (Erken) Diyabetik Retinopati
Hastalığın erken evresidir. Retina damarlarında küçük balonlaşmalar (mikroanevrizmalar), noktasal kanamalar ve damarlardan sızan yağ-protein birikintileri (sert eksüdalar) görülür. Hastalık ilerledikçe damarlar tıkanmaya başlar ve retinanın bazı bölgeleri yeterince kanlanamaz. Hafif, orta ve ağır olarak derecelendirilir; ağır evrede ileri evreye geçiş riski yüksektir.
Proliferatif (İleri) Diyabetik Retinopati
Yeterince kan alamayan retina, yeni damar oluşumunu uyaran maddeler (özellikle VEGF) salgılar. Bunun sonucunda retina yüzeyinde ve göz içindeki jel kıvamlı sıvıda (vitreus) anormal, kırılgan yeni damarlar gelişir. Bu damarlar kolayca kanayarak göz içi kanamaya (vitreus hemorajisi) yol açabilir; oluşan bağ dokusu retinayı çekerek retina dekolmanına neden olabilir. Yeni damarların gözün ön kısmına uzanması ise ağır bir göz tansiyonu türüne (neovasküler glokom) yol açabilir.
Diyabetik Makula Ödemi
Retinanın merkezinde bulunan ve keskin görmeyi sağlayan sarı noktada (makula) sıvı birikmesidir. Retinopatinin herhangi bir evresinde gelişebilir ve diyabetik hastalarda görme kaybının en sık nedenidir. Okuma, yüz tanıma ve araç kullanma gibi ince görme gerektiren işler zorlaşır.
Risk Faktörleri
- Diyabet süresi: En önemli risk faktörüdür; süre uzadıkça risk artar.
- Kan şekeri kontrolünün kötü olması: Yüksek HbA1c değerleri retinopatinin gelişmesini ve ilerlemesini hızlandırır.
- Yüksek tansiyon
- Yüksek kolesterol ve trigliserit: Özellikle makula ödemi ve eksüda oluşumunu artırır.
- Diyabetik böbrek hastalığı: İdrarda protein kaçağı olanlarda retinopati daha sık ve ağırdır.
- Gebelik: Diyabeti olan kadınlarda gebelik sırasında retinopati hızla ilerleyebilir.
- Sigara kullanımı
- Kan şekerinin çok hızlı düşürülmesi: Uzun süre kontrolsüz seyreden diyabette şekerin aniden düzeltilmesi geçici olarak retinopatiyi kötüleştirebilir; bu nedenle göz takibi önemlidir.
- Ergenlik dönemi (tip 1 diyabetli gençlerde)
- Katarakt ameliyatı sonrası makula ödemi riski artabilir.
Belirtileri Nelerdir?
Erken evrelerde genellikle hiçbir belirti yoktur. Hastalık ilerledikçe şu belirtiler ortaya çıkabilir:
- Bulanık veya dalgalı görme
- Gün içinde değişen görme kalitesi
- Gözün önünde uçuşan siyah noktalar, ip veya örümcek ağı benzeri görüntüler (uçuşmalar)
- Görme alanında koyu veya boş alanlar
- Renkleri soluk görme
- Gece görmede zorlanma
- Düz çizgileri eğri görme (makula ödeminde)
- Göz içi kanamada ani ve ağrısız görme kaybı veya görme alanının perde inmiş gibi kararması
Tanı Nasıl Konur?
- Görme keskinliği ölçümü ve göz tansiyonu ölçümü
- Göz dibi muayenesi (fundus muayenesi): Göz damlasıyla göz bebeği büyütülerek retina ayrıntılı olarak incelenir. Muayene sonrası birkaç saat bulanık görme ve ışığa hassasiyet olabileceğinden araç kullanılmaması önerilir.
- Fundus fotoğrafı: Retinanın fotoğrafları çekilerek kayıt altına alınır; takipte değişiklikler karşılaştırılır. Yapay zekâ destekli tarama sistemleri de giderek yaygınlaşmaktadır.
- Optik koherens tomografi (OCT): Retinanın kesitsel görüntülerini veren, ağrısız ve hızlı bir testtir. Makula ödemini saptamada ve tedavi yanıtını izlemede temel yöntemdir.
- Fundus floresein anjiyografi (FFA): Koldan verilen boya ile retina damarlarının fotoğraflanmasıdır; sızıntı yapan ve tıkalı damarları, yeni damarları gösterir.
- OCT anjiyografi: Boya kullanmadan retina damarlarını gösteren yeni bir yöntemdir.
- Göz ultrasonu: Göz içi kanama nedeniyle retina görülemediğinde retina dekolmanını değerlendirmek için.
Tarama Ne Zaman ve Ne Sıklıkla Yapılmalı?
- Tip 1 diyabet: Tanıdan 5 yıl sonra (ergenlikten itibaren) ilk göz muayenesi, ardından yılda bir.
- Tip 2 diyabet: Tanı konduğu anda ilk göz muayenesi; çünkü diyabet tanıdan yıllar önce başlamış olabilir. Sonrasında yılda bir veya göz hekiminin önerdiği aralıklarla.
- Gebelik: Diyabeti olan ve gebe kalmayı planlayan veya gebe olan kadınlarda gebelik öncesi ya da ilk üç ayda muayene ve gebelik boyunca yakın takip. (Gebelik diyabeti olanlarda genellikle bu sıklıkta tarama gerekmez.)
- Retinopati saptananlarda: Evreye göre 3–6 ayda bir veya daha sık kontrol.
Tedavi Seçenekleri
Genel Sağlık Kontrolü
Tüm tedavilerin temeli, retinopatinin gelişmesini ve ilerlemesini yavaşlatan risk faktörlerinin kontrolüdür:
- Kan şekerinin hedef aralıkta tutulması (çoğu hasta için HbA1c %7 civarı, hekimin belirlediği bireysel hedefe göre)
- Kan basıncının kontrolü
- Kolesterol düzeylerinin kontrolü (bazı hastalarda fenofibrat retinopati ilerlemesini yavaşlatabilir)
- Sigaranın bırakılması, düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme
Erken evre retinopatide genellikle göze yönelik özel bir tedavi gerekmez; düzenli takip ve bu risk faktörlerinin kontrolü yeterlidir.
Göz İçi İğne Tedavisi (Anti-VEGF)
Anormal damar oluşumunu ve sızıntıyı uyaran VEGF maddesini engelleyen ilaçlar (ranibizumab, aflibersept, bevasizumab, faricimab gibi) göz içine ince bir iğneyle uygulanır. Görmeyi etkileyen diyabetik makula ödeminde ilk tercih tedavidir; proliferatif retinopatide de kullanılır. Genellikle başlangıçta ayda bir, ardından yanıta göre aralıklar uzatılarak tekrarlanır. İşlem lokal anestezik damla ile yapılır ve kısa sürer.
Göz İçi Kortizon Uygulamaları
Anti-VEGF tedavisine yeterli yanıt vermeyen makula ödeminde göz içine kortizon enjeksiyonu veya uzun süre ilaç salan implantlar kullanılabilir. Katarakt ve göz tansiyonu yükselmesi açısından takip gerekir.
Lazer Tedavisi
- Panretinal fotokoagülasyon (PRP): Proliferatif retinopatide retinanın kanlanmayan çevre bölgelerine çok sayıda lazer atışı yapılarak yeni damar oluşumu durdurulur. Ciddi görme kaybı riskini belirgin şekilde azaltır; ancak çevre görme ve gece görmesinde bir miktar azalma olabilir.
- Fokal/grid lazer: Bazı makula ödemi olgularında sızıntı yapan damarlara uygulanır.
Vitrektomi Ameliyatı
Kendiliğinden temizlenmeyen göz içi kanamada, retinayı çeken bağ dokusu veya retina dekolmanı gelişmişse gözün içindeki kanlı jel sıvının ve bağ dokusunun ameliyatla temizlenmesidir. Ameliyat sırasında lazer tedavisi de tamamlanabilir.
Diyabetik Retinopatiyle Yaşam
- Göz kontrollerinizi aksatmayın; görmeniz iyi olsa bile hastalık ilerliyor olabilir.
- Kan şekeri, tansiyon ve kolesterol değerlerinizi düzenli takip edin.
- Ağır görme kaybı olanlar için az gören rehabilitasyonu, büyüteçler ve özel aydınlatma gibi yardımcı araçlar günlük yaşamı kolaylaştırır.
- Diyabetle birlikte görülen katarakt ve glokom gibi diğer göz hastalıkları da düzenli muayenede takip edilir.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?
Diyabetiniz varsa, hiçbir şikâyetiniz olmasa da önerilen aralıklarla bir göz hastalıkları uzmanına muayene olun. Görmenizde bulanıklık, dalgalanma, düz çizgileri eğri görme veya uçuşmalarda artış fark ederseniz kontrol tarihinizi beklemeden başvurun.
Acil durum: Ani görme kaybı, görme alanına perde inmesi, aniden çok sayıda uçuşma ve ışık çakmaları, göz ağrısı ve kızarıklıkla birlikte bulantı-kusma (ani göz tansiyonu yükselmesi) varsa aynı gün göz acil servisine başvurun.
Diyabetik retinopati göz hastalıkları uzmanları, özellikle retina alanında deneyimli göz hekimleri tarafından tanı alır ve tedavi edilir. Diyabet, tansiyon ve kolesterol kontrolü için endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları, iç hastalıkları ve böbrek tutulumu varsa nefroloji uzmanlarıyla birlikte takip yapılır.
Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır; teşhis ve tedavi için mutlaka bir hekime başvurunuz.
Sık Sorulan Sorular
Diyabetik retinopati körlük yapar mı?
Evet, tedavi edilmezse kalıcı görme kaybına yol açabilir. Ancak erken teşhis ve uygun tedaviyle ilerlemesi durdurulabilir veya yavaşlatılabilir.
Şeker hastaları ne sıklıkla göz muayenesi olmalı?
Diyabet tanısı olan herkes yılda en az bir kez göz dibi muayenesi olmalıdır. Retinopati tespit edilirse hekimin önerdiği sıklıkta kontrol gerekir.
Diyabetik retinopati nasıl anlaşılır?
Erken dönemde genellikle belirti vermez. Tanı için göz hekimi göz bebeklerini büyüterek retinayı inceler, gerektiğinde OCT veya anjiyografi yapar.
Hamilelikte diyabetik retinopati riski artar mı?
Evet, gebelik retinopatinin ilerlemesini hızlandırabilir. Hamile olan diyabetik kadınların göz muayenesini ihmal etmemesi gerekir.
Diyabetik retinopati tamamen geçer mi?
Hastalığın neden olduğu hasar tamamen geri döndürülemez, ancak tedavi ile mevcut görmenin korunması ve ilerlemenin durdurulması hedeflenir.
Kendi durumunuzu yazın, Diyabetik Retinopati ile ilgilenen uzman doktorlara ücretsiz iletelim; yanıtı e-postanıza gelsin.
Bu konuda kendi sorumu sor →