Esansiyel trombositemi

Hematoloji
Halk arasında: Primer trombositemi

Esansiyel trombositemi (primer trombositemi), kemik iliğinde aşırı trombosit üretimi sonucu oluşan kronik bir kan hastalığıdır. Çoğu hastada belirti görülmez; ancak kan pıhtısı ve kanama riskini artırabilir. Tanı kan sayımı, periferik yayma, kemik iliği biyopsisi ve genetik testlerle konur. Tedavide düşük doz aspirin, trombosit düşürücü ilaçlar ve risk faktörlerinin kontrolü yer alır. Hastalık tamamen tedavi edilemez, ancak uygun takip ile komplikasyonlar önlenebilir.

Esansiyel Trombositemi Nedir?

Esansiyel trombositemi (ET), kemik iliğinin aşırı miktarda trombosit (kan pulcuğu) üretmesiyle karakterize, nadir görülen ve yavaş seyirli bir kan hastalığıdır. Trombositler, kanamayı durdurmak için kanın pıhtılaşmasını sağlayan kan hücreleridir. Esansiyel trombositemide trombosit sayısı normalin (genellikle 150.000–450.000/mm³) belirgin şekilde üzerine, bazen 1.000.000/mm³'ün üstüne çıkar.

Esansiyel trombositemi, miyeloproliferatif neoplazmlar adı verilen bir kan hastalıkları grubunun üyesidir. Bu grupta polisitemia vera ve primer miyelofibroz da bulunur. Bu hastalıklar, kemik iliğindeki kök hücrelerde edinsel (sonradan oluşan) gen değişiklikleri sonucu gelişen, kronik kan kanserleri olarak sınıflandırılır. Ancak esansiyel trombositemi genellikle çok yavaş ilerler ve uygun takip ve tedaviyle hastaların büyük çoğunluğu uzun yıllar, çoğu zaman normale yakın bir yaşam süresiyle yaşar.

Hastalığın en önemli riskleri, pıhtı oluşumu (tromboz) ve daha nadir olarak kanamadır. Hastalık genellikle 50–60 yaşlarında tanı alır; ancak genç kadınlarda da görülebilir. Kadınlarda erkeklere göre biraz daha sıktır.

Nedenleri

Esansiyel trombositemi, kemik iliğindeki kan yapıcı hücrelerde sonradan oluşan gen değişikliklerinden kaynaklanır. Kalıtsal değildir; yani anne-babadan çocuğa geçmez (çok nadir ailesel türleri dışında). Sorumlu gen değişiklikleri şunlardır:

  • JAK2 V617F mutasyonu: Hastaların yaklaşık %50–60'ında bulunur.
  • CALR (kalretikulin) mutasyonu: Yaklaşık %20–25'inde bulunur; genellikle daha düşük pıhtı riskiyle ilişkilidir.
  • MPL mutasyonu: Yaklaşık %3–5'inde bulunur.
  • "Üçlü negatif": Hastaların yaklaşık %10–15'inde bu üç mutasyonun hiçbiri saptanmaz.

Belirtileri Nelerdir?

Hastaların önemli bir kısmında (yaklaşık yarısında) tanı anında hiçbir belirti yoktur; hastalık rutin kan sayımında trombosit yüksekliği saptanmasıyla fark edilir. Belirti verdiğinde şunlar görülebilir:

Küçük Damarlarda Dolaşım Bozukluğuna Bağlı Belirtiler

  • Baş ağrısı
  • Baş dönmesi, sersemlik
  • Görme bozuklukları: Bulanık görme, geçici görme kayıpları, ışık çakmaları
  • El ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma
  • Eritromelalji: El ve ayaklarda, özellikle parmak uçlarında yanma tarzında ağrı, kızarıklık ve ısı artışı; sıcakla kötüleşir, soğukla rahatlar. Aspirine iyi yanıt verir.
  • Göğüste baskı hissi

Pıhtı (Tromboz) Komplikasyonları

  • Atardamar pıhtıları: İnme ve geçici iskemik atak (yüzde kayma, konuşma bozukluğu, kolda-bacakta güçsüzlük), kalp krizi, bacak atardamarlarında tıkanıklık.
  • Toplardamar pıhtıları: Derin ven trombozu, akciğer embolisi; daha nadir olarak karın içi damarlarda (karaciğer, dalak ve bağırsak toplardamarları) alışılmadık yerlerde pıhtılar.

Kanama

Trombosit sayısı çok yüksek olduğunda (genellikle 1.000.000–1.500.000/mm³'ün üzerinde) paradoksal olarak kanama eğilimi görülebilir. Bu durum, pıhtılaşma proteinlerinden biri olan von Willebrand faktörünün aşırı yüksek trombositler tarafından tüketilmesine bağlıdır (edinsel von Willebrand sendromu). Burun ve diş eti kanaması, kolay morarma, mide-bağırsak kanaması ve ameliyat sonrası uzun süren kanamalar görülebilir.

Diğer Belirtiler

  • Yorgunluk ve halsizlik
  • Dalak büyümesi (hastaların bir kısmında); sol üst karında dolgunluk
  • Gece terlemesi ve kaşıntı (daha seyrek)
  • Gebelikte düşük ve gebelik komplikasyonları riskinde artış

Tanı Nasıl Konur?

Trombosit yüksekliğinin (trombositoz) en sık nedenleri aslında kemik iliği hastalığı değil, başka durumlara tepki olarak gelişen reaktif (ikincil) trombositozdur. Bu nedenle tanıda öncelikle ikincil nedenler dışlanmalıdır:

  • Demir eksikliği anemisi
  • Enfeksiyonlar
  • İltihabi hastalıklar (romatoid artrit, iltihabi bağırsak hastalıkları)
  • Kanserler
  • Dalağın çıkarılmış olması
  • Kanama, ameliyat ve travma sonrası

Tanı Testleri

  • Tam kan sayımı ve periferik yayma: Trombosit sayısı en az 450.000/mm³ ve üzerindedir; yaymada büyük ve anormal görünümlü trombositler görülebilir. Tekrarlanan ölçümlerle trombosit yüksekliğinin kalıcı olduğu gösterilir.
  • Demir düzeyleri ve ferritin: Demir eksikliğini dışlamak için.
  • İltihap belirteçleri: CRP ve sedimantasyon.
  • Genetik testler: JAK2, CALR ve MPL mutasyonlarının araştırılması tanıyı destekler ve risk değerlendirmesinde kullanılır.
  • Kemik iliği biyopsisi: Kesin tanı ve diğer miyeloproliferatif hastalıklardan (özellikle prefibrotik miyelofibroz ve kronik miyeloid lösemi) ayırt etmek için yapılır.
  • BCR-ABL testi: Kronik miyeloid lösemiyi dışlamak için.
  • Von Willebrand faktörü testleri: Trombosit sayısı çok yüksek olan ve kanama öyküsü bulunanlarda.
  • Karın ultrasonu: Dalak büyüklüğünün değerlendirilmesi.

Risk Değerlendirmesi

Tedavi kararı, hastanın pıhtı oluşma riskine göre verilir. Risk değerlendirmesinde (örneğin IPSET-tromboz skoru) şu faktörler dikkate alınır:

  • Yaş: 60 yaşın üzerinde olmak
  • Daha önce pıhtı (tromboz) geçirmiş olmak
  • JAK2 mutasyonu varlığı
  • Kalp-damar risk faktörleri: Sigara, yüksek tansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği

Bu faktörlere göre hastalar çok düşük, düşük, orta ve yüksek risk gruplarına ayrılır.

Tedavi Seçenekleri

Esansiyel trombositeminin kesin tedavisi yoktur; ancak tedavinin amacı pıhtı ve kanama komplikasyonlarını önlemek ve belirtileri kontrol altına almaktır.

Kalp-Damar Risk Faktörlerinin Kontrolü

Tüm hastalarda en önemli adımlardan biridir:

  • Sigarayı mutlaka bırakmak
  • Tansiyon, kan şekeri ve kolesterolün kontrol altında tutulması
  • Sağlıklı kilo, düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme
  • Uzun süreli hareketsizlikten kaçınmak; uzun yolculuklarda sık hareket etmek ve bol sıvı almak

Düşük Doz Aspirin

Kanama riski olmayan hastaların çoğunda pıhtı riskini azaltmak ve dolaşım bozukluğu belirtilerini (baş ağrısı, eritromelalji, görme bozuklukları) gidermek için önerilir. Ancak trombosit sayısı çok yüksek olan ve edinsel von Willebrand sendromu bulunan hastalarda aspirin kanama riskini artırabileceğinden dikkatle değerlendirilir. Çok düşük riskli bazı hastalarda (özellikle CALR mutasyonlu, genç ve belirtisiz) yalnızca takip yeterli olabilir.

Trombosit Sayısını Düşüren (Sitoredüktif) Tedavi

Yüksek riskli hastalarda (60 yaş üstü veya pıhtı öyküsü olanlar) ve bazı özel durumlarda trombosit sayısını düşüren ilaçlar kullanılır:

  • Hidroksiüre: En sık kullanılan ilaçtır; ağızdan alınır. Düzenli kan sayımı ile takip edilir.
  • İnterferon (pegile interferon alfa): Özellikle genç hastalarda ve gebelik planlayan veya gebe kadınlarda tercih edilebilir; iğne şeklinde uygulanır.
  • Anagrelid: Trombosit üretimini azaltan bir ilaçtır; hidroksiüreyi tolere edemeyen hastalarda kullanılabilir. Çarpıntı ve baş ağrısı gibi yan etkiler açısından takip gerekir.
  • Diğer seçenekler: Dirençli hastalarda başka ilaçlar ve klinik çalışmalardaki yeni tedaviler.

Pıhtı Geçirmiş Hastalarda

Akut pıhtı tedavisi ve sonrasında uzun süreli kan sulandırıcı tedavi, sitoredüktif tedaviyle birlikte planlanır.

Gebelik

Esansiyel trombositemisi olan kadınların çoğu sağlıklı gebelik geçirebilir. Ancak düşük ve gebelik komplikasyonları riski arttığından gebelik planlanmalı, hematoloji ve perinatoloji uzmanları tarafından birlikte takip edilmelidir. Gebelikte genellikle düşük doz aspirin, yüksek riskli durumlarda düşük molekül ağırlıklı heparin ve gerekirse interferon kullanılır. Hidroksiüre ve anagrelid gebelikte kullanılmaz.

Ameliyat Öncesi

Ameliyat ve diş çekimi gibi girişimler öncesinde hematolog ile birlikte pıhtı ve kanama riskleri değerlendirilmeli, aspirin ve diğer ilaçların düzenlemesi yapılmalıdır.

Gidişat ve Uzun Dönem Riskler

Esansiyel trombositemi hastalarının büyük çoğunluğu uygun tedavi ve takiple uzun yıllar sağlıklı yaşar; yaşam süresi genel topluma yakındır. Hastaların küçük bir kısmında yıllar içinde hastalık şu durumlara dönüşebilir:

  • Miyelofibroz: Kemik iliğinde lif dokusu artışı; kansızlık, dalak büyümesi ve genel belirtilerle seyreder.
  • Akut lösemi: Çok nadir görülür.

Bu nedenle düzenli hematoloji kontrolleri ve kan sayımı takibi önemlidir.

Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?

Kan sayımınızda trombosit yüksekliği saptandıysa, nedeninin araştırılması için hekiminize başvurun. Esansiyel trombositemi tanınız varsa düzenli kontrollerinizi aksatmayın; yeni başlayan baş ağrısı, görme bozuklukları, el ve ayaklarda yanma, kolay morarma veya kanamaları hekiminize bildirin. Ameliyat, diş tedavisi ve gebelik öncesinde hematoloğunuza danışın.

Acil durum: Yüzde kayma, konuşma bozukluğu, kol veya bacakta ani güçsüzlük ya da uyuşma, ani görme kaybı (inme); göğüs ağrısı ve nefes darlığı (kalp krizi veya akciğer embolisi); bacakta ani şişlik ve ağrı; şiddetli karın ağrısı; durmayan kanama, kanlı kusma veya siyah dışkı varsa beklemeden 112'yi arayın.

Esansiyel trombositemi hematoloji uzmanları tarafından tanı alır ve tedavi edilir. Pıhtı komplikasyonlarında nöroloji, kardiyoloji ve kalp ve damar cerrahisi, gebelik takibinde perinatoloji, kalp-damar risk faktörlerinin yönetiminde iç hastalıkları uzmanları sürece katılır.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır; teşhis ve tedavi için mutlaka bir hekime başvurunuz.

Sık Sorulan Sorular

Esansiyel trombositemi ölümcül bir hastalık mıdır?

Çoğu hasta için hayatı tehdit eden bir hastalık değildir. Ancak tedavi edilmezse kan pıhtısı, kanama ve nadiren lösemiye dönüşüm gibi ciddi komplikasyonlar görülebilir. Düzenli takip ve uygun tedavi ile riskler önemli ölçüde azalır.

Esansiyel trombositemi neden olur?

Kesin nedeni bilinmemekle birlikte, hastaların çoğunda JAK2, CALR veya MPL genlerinde mutasyonlar bulunur. Bu mutasyonlar kalıtsal değil, yaşam içinde hücrelerde sonradan ortaya çıkar. Bazı çevresel ve genetik faktörler hastalığın gelişiminde rol oynayabilir.

Hastalık hamilelikte riskli midir?

Evet, esansiyel trombositemi hamilelikte düşük, erken doğum, kan pıhtısı ve kanama riskini artırabilir. Bu nedenle hamilelik öncesi ve sırasında hematoloji uzmanı ve kadın doğum uzmanıyla yakın takip gereklidir.

Aspirin neden kullanılır?

Aspirin trombositlerin birbirine yapışmasını ve pıhtı oluşumunu engelleyerek kan pıhtısı riskini azaltır. Düşük doz aspirin, özellikle düşük riskli hastalarda koruyucu tedavi olarak önerilir.

Esansiyel trombositemi lösemiye dönüşür mü?

Nadir de olsa, hastalığın akut lösemi veya miyelofibroz gibi daha ciddi durumlara dönüşme riski vardır. Bu risk bazı tedavi ilaçlarıyla artabilir. Bu nedenle düzenli kontroller ve hekim önerisi olmadan ilaç kullanımı önemlidir.

Esansiyel trombositemi ile ilgili sorunuz mu var?

Kendi durumunuzu yazın, Esansiyel trombositemi ile ilgilenen uzman doktorlara ücretsiz iletelim; yanıtı e-postanıza gelsin.

Bu konuda kendi sorumu sor →