Tip 2 Diyabet

Endokrinoloji Ve Metabolizma Hastalıkları
Halk arasında: şeker hastalığı, diyabet

Tip 2 Diyabet Nedir?

Tip 2 diyabet, kan şekerinin (glukoz) sürekli olarak normalin üzerinde seyrettiği, uzun süreli (kronik) bir metabolizma hastalığıdır. Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinir ve tüm diyabet vakalarının büyük çoğunluğunu oluşturur.

Yediğimiz besinlerdeki karbonhidratlar sindirilerek glukoza dönüşür ve kana geçer. Pankreastan salgılanan insülin hormonu, glukozun kandan kas, karaciğer ve yağ hücrelerine girerek enerji olarak kullanılmasını sağlar. Tip 2 diyabette iki temel sorun vardır: Vücut hücreleri insüline yeterince yanıt vermez (insülin direnci) ve zamanla pankreas bu direnci aşacak kadar insülin üretemez hale gelir. Sonuçta glukoz kanda birikir.

Tip 2 diyabet dünyada ve Türkiye'de giderek yaygınlaşan bir sağlık sorunudur. Türkiye'de erişkinlerin yaklaşık yedide birinin diyabetli olduğu tahmin edilmektedir ve bu kişilerin önemli bir kısmı hastalığından habersizdir. Eskiden yalnızca erişkin hastalığı olarak bilinse de, obezitenin artmasıyla birlikte günümüzde gençlerde ve çocuklarda da görülmektedir.

Tip 2 diyabet kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve gerektiğinde ilaç tedavisiyle kan şekeri hedef değerlerde tutulduğunda komplikasyon riski belirgin şekilde azalır ve hastalar uzun, sağlıklı bir yaşam sürebilir.

Tip 1 ve Tip 2 Diyabet Arasındaki Fark

Tip 1 diyabette bağışıklık sistemi pankreasta insülin üreten hücreleri yok eder; vücut insülin üretemez ve hasta ilk günden itibaren insülin tedavisine muhtaçtır. Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlar. Tip 2 diyabette ise insülin üretimi vardır ancak yetersiz kalır ve etkisi azalmıştır. Çoğunlukla yaşam tarzı değişiklikleri ve ağızdan alınan ilaçlarla tedaviye başlanır; hastalık ilerledikçe insülin gerekebilir.

Nedenleri ve Risk Faktörleri

  • Fazla kilo ve obezite: En önemli risk faktörüdür. Özellikle karın çevresinde biriken yağ (bel çevresi kadınlarda 88 cm, erkeklerde 102 cm üzerinde) insülin direncini artırır.
  • Hareketsiz yaşam
  • Ailede diyabet öyküsü: Anne, baba veya kardeşte tip 2 diyabet bulunması riski önemli ölçüde artırır.
  • Yaş: Risk 45 yaşından sonra artar.
  • Prediyabet (gizli şeker): Kan şekerinin normalden yüksek ancak diyabet sınırının altında olduğu durumdur.
  • Gebelik şekeri geçirmiş olmak veya 4 kilogramın üzerinde bebek doğurmuş olmak
  • Polikistik over sendromu (PKOS)
  • Yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol-trigliserit
  • Dengesiz beslenme: Şekerli içecekler, rafine karbonhidratlar ve işlenmiş gıdalardan zengin beslenme.
  • Sigara kullanımı
  • Yetersiz uyku ve uyku apnesi
  • Uzun süreli kortizon kullanımı ve bazı diğer ilaçlar

Belirtileri Nelerdir?

Tip 2 diyabet çoğu zaman yıllarca sinsice, belirti vermeden ilerler. Belirtiler ortaya çıktığında şunlar görülebilir:

  • Sık idrara çıkma, özellikle geceleri
  • Aşırı susama ve ağız kuruluğu
  • Sık acıkma
  • Açıklanamayan kilo kaybı
  • Yorgunluk ve halsizlik
  • Bulanık görme
  • Yaraların geç iyileşmesi
  • Sık tekrarlayan enfeksiyonlar: idrar yolu, cilt, dişeti ve genital bölgede mantar enfeksiyonları
  • El ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma ve yanma
  • Ciltte kaşıntı; boyun ve koltuk altında koyu renkli, kadifemsi lekeler (akantozis nigrikans; insülin direncinin işareti olabilir)

Belirti olmaması hastalığın olmadığı anlamına gelmez. Bu nedenle risk taşıyan kişilerin düzenli olarak taranması büyük önem taşır.

Tanı Nasıl Konur?

Tanı basit kan testleriyle konur. Aşağıdaki ölçümlerden herhangi biri diyabet tanısı için kullanılır; belirti yoksa sonucun başka bir gün tekrarlanarak doğrulanması gerekir:

  • Açlık kan şekeri: En az 8 saatlik açlıktan sonra 126 mg/dL ve üzeri. (100–125 mg/dL arası prediyabet olarak değerlendirilir.)
  • HbA1c (glikolize hemoglobin): Son 2–3 ayın ortalama kan şekerini yansıtır. %6,5 ve üzeri diyabet; %5,7–6,4 arası prediyabet olarak değerlendirilir.
  • Şeker yükleme testi (OGTT): 75 gram glukoz içildikten 2 saat sonra kan şekerinin 200 mg/dL ve üzeri olması.
  • Rastgele kan şekeri: Diyabet belirtileri olan bir kişide günün herhangi bir saatinde 200 mg/dL ve üzeri ölçülmesi.

Kimler Taranmalı?

45 yaş ve üzerindeki herkesin; daha genç olup fazla kilolu ve ek risk faktörü taşıyan kişilerin düzenli aralıklarla diyabet açısından taranması önerilir. Sonuç normalse tarama genellikle 3 yılda bir, prediyabet varsa her yıl tekrarlanır.

Tedavi Seçenekleri

Tedavinin amacı kan şekerini hedef aralıkta tutmak, tansiyon ve kolesterolü kontrol altına almak ve komplikasyonları önlemektir. Hedef değerler kişinin yaşına, eşlik eden hastalıklarına ve düşük şeker riskine göre hekim tarafından belirlenir. Birçok hasta için HbA1c hedefi %7'nin altındadır.

Yaşam Tarzı Değişiklikleri

  • Sağlıklı beslenme: Sebze, kuru baklagil, tam tahıl, balık ve sağlıklı yağlardan zengin; şekerli içecekler, tatlılar, beyaz un ve işlenmiş gıdalardan fakir bir beslenme düzeni benimseyin. Porsiyon kontrolü ve düzenli öğün saatleri kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. Diyetisyen desteği almak çok faydalıdır.
  • Düzenli fiziksel aktivite: Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş gibi orta şiddetli egzersiz ve haftada 2–3 gün kas güçlendirme egzersizleri önerilir. Egzersiz insülin direncini azaltır. Uzun süre hareketsiz oturmaktan kaçının.
  • Kilo verme: Fazla kilolu kişilerde vücut ağırlığının %5–10'unun kaybedilmesi bile kan şekerinde belirgin iyileşme sağlar. Erken dönemde ve önemli miktarda kilo veren bazı hastalarda hastalık ilaçsız kontrol altına alınabilir (remisyon).
  • Sigarayı bırakmak ve alkolü sınırlamak
  • Yeterli ve düzenli uyku

İlaç Tedavisi

  • Metformin: Çoğu hastada ilk tercih edilen ilaçtır. Karaciğerin glukoz üretimini azaltır ve insülin duyarlılığını artırır.
  • SGLT2 inhibitörleri: Fazla glukozun idrarla atılmasını sağlar; kalp yetmezliği ve böbrek hastalığı olanlarda bu organları koruyucu etkileri vardır.
  • GLP-1 reseptör agonistleri: Çoğu enjeksiyonla uygulanan bu ilaçlar insülin salgısını artırır, iştahı azaltır ve kilo kaybına yardımcı olur; bazılarının kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucu etkisi gösterilmiştir.
  • DPP-4 inhibitörleri, sülfonilüreler ve pioglitazon: Hastanın durumuna göre kullanılabilecek diğer ilaç gruplarıdır. Sülfonilüreler düşük kan şekeri riski taşır.
  • İnsülin: Diğer tedavilerle kan şekeri kontrol edilemediğinde, çok yüksek şeker değerlerinde veya bazı özel durumlarda kullanılır. İnsülin başlanması hastalığın "son aşaması" anlamına gelmez; kan şekerinin kontrolü için etkili bir araçtır.

İlaç seçimi; kan şekeri düzeyi, kilo, kalp ve böbrek hastalığı varlığı, düşük şeker riski ve kişinin tercihine göre bireysel olarak yapılır. İlaçlar hekime danışmadan bırakılmamalı veya dozları değiştirilmemelidir.

Kan Şekeri Takibi

Evde parmak ucundan şeker ölçümü veya sürekli glukoz izlem sensörleri, özellikle insülin kullanan hastalarda tedavinin düzenlenmesinde önemlidir. Ölçümlerin kaydedilmesi ve kontrollerde hekimle paylaşılması önerilir. HbA1c genellikle 3–6 ayda bir kontrol edilir.

Düşük Kan Şekeri (Hipoglisemi)

İnsülin ve bazı ağızdan alınan ilaçları kullanan hastalarda kan şekeri 70 mg/dL'nin altına düşebilir. Titreme, terleme, çarpıntı, açlık hissi, baş dönmesi, bulanık görme ve bilinç bulanıklığı belirtileridir. Bu durumda hemen 15–20 gram hızlı emilen şeker (yarım su bardağı meyve suyu, 3–4 küp şeker veya bir yemek kaşığı bal) alınmalı ve 15 dakika sonra şeker yeniden ölçülmelidir. Bilinci kapalı hastaya ağızdan bir şey verilmemeli, 112 aranmalıdır.

Olası Komplikasyonlar

Uzun süre yüksek seyreden kan şekeri vücuttaki küçük ve büyük damarlara zarar verir:

  • Kalp-damar hastalıkları: Kalp krizi ve inme riski belirgin şekilde artar. Diyabetli hastalarda en sık ölüm nedenidir.
  • Böbrek hastalığı (diyabetik nefropati): İleri evrede diyaliz gerektirebilir.
  • Göz hastalığı (diyabetik retinopati): Görme kaybının önemli nedenlerindendir; erken dönemde belirti vermez.
  • Sinir hasarı (diyabetik nöropati): Ayaklarda uyuşma, yanma, his kaybı; sindirim ve cinsel işlev sorunları.
  • Diyabetik ayak: His kaybı ve dolaşım bozukluğu nedeniyle fark edilmeyen yaralar enfekte olabilir; ihmal edildiğinde amputasyona kadar gidebilir.
  • Dişeti hastalıkları, cilt enfeksiyonları ve işitme sorunları
  • Karaciğer yağlanması ve uyku apnesi
  • Hiperglisemik hiperozmolar durum: Çok yüksek kan şekeri ve ağır sıvı kaybıyla seyreden, hayatı tehdit eden acil bir tablodur.

Düzenli Kontroller

  • Her kontrolde tansiyon ve kilo ölçümü
  • 3–6 ayda bir HbA1c
  • Yılda en az bir kez kolesterol, böbrek fonksiyonları ve idrarda protein (albümin) testi
  • Yılda bir göz dibi muayenesi
  • Her yıl ayakların sinir ve dolaşım muayenesi; hastanın kendisinin ayaklarını her gün kontrol etmesi
  • Düzenli diş hekimi kontrolü
  • Grip, zatürre ve diğer önerilen aşılar

Ayak Bakımı Önerileri

  • Ayaklarınızı her gün kontrol edin; yara, kızarıklık, nasır ve çatlak olup olmadığına bakın.
  • Ayaklarınızı ılık suyla yıkayın, parmak aralarını iyice kurulayın ve nemlendirin (parmak aralarına krem sürmeyin).
  • Çıplak ayakla yürümeyin; rahat, kapalı ve ayağı sıkmayan ayakkabılar giyin.
  • Tırnaklarınızı düz kesin; nasırları kendiniz kesmeyin.
  • Ayaklarınızı sobaya, termofora veya sıcak suya doğrudan maruz bırakmayın.

Korunma Yolları

Tip 2 diyabet büyük ölçüde önlenebilir bir hastalıktır. Prediyabeti olan kişilerde yaşam tarzı değişiklikleriyle diyabete ilerleme riski önemli ölçüde azaltılabilir.

  • Sağlıklı kilonuzu koruyun; fazla kilonuz varsa kademeli olarak verin.
  • Her gün en az 30 dakika hareket edin.
  • Şekerli içeceklerden ve işlenmiş gıdalardan uzak durun; lifli besinleri artırın.
  • Sigara kullanmayın.
  • Risk taşıyorsanız düzenli tarama yaptırın.

Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?

  • Sık idrara çıkma, aşırı susama, açıklanamayan kilo kaybı veya sürekli yorgunluk yaşıyorsanız
  • 45 yaşın üzerindeyseniz veya diyabet risk faktörleriniz varsa ve son yıllarda kan şekerinize baktırmadıysanız
  • Diyabetiniz varken ölçtüğünüz kan şekeri değerleri sürekli hedeflerin üzerinde veya sık sık düşük çıkıyorsa
  • Ayağınızda iyileşmeyen yara, renk değişikliği veya şişlik fark ettiyseniz
  • Görmenizde bulanıklık veya ani değişiklik olduysa

Acil durum: Çok yüksek kan şekeriyle birlikte aşırı susama, bilinç bulanıklığı, kusma, nefes darlığı; bilinç kaybıyla seyreden düşük şeker; göğüs ağrısı, yüzde kayma, konuşma bozukluğu veya kol-bacakta güçsüzlük durumlarında beklemeden 112'yi arayın.

Tip 2 diyabet endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları ve iç hastalıkları uzmanları tarafından tedavi edilir; aile hekimleri tarama ve takipte önemli rol oynar. Beslenme planı için diyetisyen, komplikasyonların takibinde göz hastalıkları, nefroloji ve kardiyoloji uzmanları tedaviye katılır.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır; teşhis ve tedavi için mutlaka bir hekime başvurunuz.

Sık Sorulan Sorular

Tip 2 diyabet iyileşir mi?

Tam iyileşme (kür) genelde söz konusu değildir ancak yaşam tarzı değişikliği ve tedaviyle kan şekeri normal aralıkta tutulabilir; erken dönemde kilo verme ile remisyon (ilaçsız kontrol) mümkün olabilir.

Tip 1 ve Tip 2 diyabet farkı nedir?

Tip 1'de vücut hemen hiç insülin üretemez ve genelde çocuk/genç yaşta başlar; Tip 2'de insülin vardır ama etkili kullanılamaz ve çoğunlukla erişkinlerde görülür.

Şekerim yüksekse hemen insülin mi başlanır?

Hayır. Çoğu hastada önce yaşam tarzı ve ağızdan ilaçlar denenir; insülin ancak gerektiğinde ve hekim kararıyla başlanır.

Hangi doktora gitmeliyim?

İç hastalıkları (dahiliye) veya endokrinoloji uzmanına başvurabilirsiniz.

Tip 2 Diyabet ile ilgili sorunuz mu var?

Kendi durumunuzu yazın, Tip 2 Diyabet ile ilgilenen uzman doktorlara ücretsiz iletelim; yanıtı e-postanıza gelsin.

Bu konuda kendi sorumu sor →